Ekonomi

“Aşırı üretim kapasitesi" bahanesi, korumacılığın amacını gizleyemiyor

Admin 30 Temmuz 2026 3 dk okuma
“Aşırı üretim kapasitesi" bahanesi, korumacılığın amacını gizleyemiyor

Çin Ticaret Bakanlığı, 28 Temmuz’da “Sözde Aşırı Kapasite Sorunu Hakkında Çin’in Pozisyonu” başlıklı resmi bir belge yayımladı. Söz konusu belge, Çin'in sözde "aşırı üretim kapasitesi"ne yönelik asılsız iddiaları sistematik biçimde çürütüyor.

 Çin Medya Grubu’na (CMG) bağlı CGTN'in küresel çapta düzenlediği bir ankete göre, katılımcıların yüzde 81,7'si bazı ülkelerin jeopolitik veya korumacı amaçlarla "aşırı üretim kapasitesi" etiketini genelleştirmesine ve bu iddiaları başkalarına dayatma girişimlerine karşı çıkıyor. Ankete katılanlar, ekonomik ve ticari konuların siyasallaştırılmasını ve ulusal güvenlik kaygılarının suistimal edilerek kapsamının genişletilmesini eleştirdi.


Sözde "aşırı üretim kapasitesi" söylemi, temel ekonomik ilkelerle de çelişiyor. Sağduyudan uzak olan bu tür argümanlar, ilgili ülkelerde bazı sektörlerin rekabet gücündeki gerilemeyi gizleyemiyor. Ankete göre katılımcıların yüzde 87'si, piyasa ekonomisinde arz-talep dengesinin göreceli, dengesizliğin ise olağan bir durum olduğuna; dolayısıyla “sabit ve ideal” bir üretim kapasitesi seviyesinin bulunmadığına dikkat çekti. Ayrıca katılımcıların yüzde 84,7'si, makul kapasite kullanım aralığının her ekonomiye göre değiştiğini ve küresel ölçekte tek tip bir değerlendirme standardının bulunmadığını ifade etti.


Son yıllarda, "aşırı üretim kapasitesi" kavramı giderek genelleştiriliyor ve amacından saptırılıyor. Bazı ülkeler, sanayi gelişimini piyasadaki arz-talep değişimlerine dayalı olarak değerlendirmekten uzaklaşarak; kendi şirketlerinin karşılaştığı rekabet baskılarını, ticaret açıklarını ve hatta uyguladıkları endüstri politikalarını sözde "Çin'in aşırı üretim kapasitesi"ne bağlıyor ve bunu ticari engeller oluşturmak için bir bahane olarak kullanıyor.


Katılımcıların yüzde 76'sı, ticaret fazlalarının küresel sanayi iş bölümü ile arz-talep yapılarının ortak bir sonucu olduğunu ve aşırı üretim kapasitesinin bir göstergesi olmadığını savunuyor. Öte yandan katılımcıların yüzde 81'i, korumacı önlemlerin küresel ekonomik büyümeyi zayıflatarak ticaret akışlarını ve küresel ticaret düzenini ciddi biçimde bozduğunu, dünya genelinde üretim kapasitesinin akılcı dağılımını engellediğini vurguluyor.


Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) çeşitli raporları da son beş yılda dünya genelinde endüstri politikası müdahalelerinin hızla arttığına dikkat çekiyor. Gelişmekte olan sektörlere Ar-Ge sübvansiyonu, vergi teşviki ve düşük faizli kredi sağlanması uluslararası alanda yaygın olarak kabul gören bir uygulama haline geldi. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalan Çin, uluslararası standartlarla uyumlu bir endüstri destek sistemi kurmayı sürdürüyor. Çin, sübvansiyonların piyasa rekabetini zedelemek yerine teknolojik yeniliğe, yeşil kalkınmaya ve kamu yararına hizmet etmesini sağlıyor.


Bu bağlamda katılımcıların yüzde 80,6'sı, rasyonel endüstri sübvansiyonlarının piyasadaki aksaklıkları gidermeye, teknolojik yeniliği ilerletmeye, çevreyi korumaya, yoksulluğu azaltmaya ve dengeli kalkınmayı teşvik etmeye yardımcı olabileceğini dile getirdi. Katılımcıların yüzde 84,5'i ise büyük ekonomilerin endüstri politikalarının geniş çaplı bir örnek teşkil ettiğini belirterek, bu ekonomilerin sübvansiyonların suistimal edilmesine ve ayrımcı uygulamalara karşı öncü bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca katılımcıların yüzde 81,5'i, DTÖ üyelerinin adil, evrensel ve şeffaf sübvansiyon uygulamaları yürütmesi ve büyük ekonomilerin bu konuda örnek olması gerektiğini savunuyor.


CGTN'in İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Arapça ve Rusça platformlarında gerçekleştirilen söz konusu ankete, 24 saat içinde 3 bin 703 internet kullanıcısı katıldı.

Hibya Haber Ajansı

Yorumlar (0)

Yorum Yap

İlginizi Çekebilir